18 Ocak 2010 Pazartesi

DUYURU


ALLAH'IN SINIRSIZ RAHMETİ

" Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler, beni tanısınlar diye yarattım."
buyuran Allah, onlara bir takım sorumluluklar da yüklemiştir. Yüklendikleri bu emri ilahiyi tam manasıyla yerine getiremeyeceğini de bildiği için “benim rahmetim her şeyi kuşattı” araf 156 da buyurmaktadır.
Ebu hureyre (ra) dan dan-- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ulu Allah rahmetini yüz dilime ayırdı. Doksan dokuz dilimini yanında tutarak bir dilimini yere indirdi. Bu bir rahmet sayesinde canlılar birbirlerine merhamet ederler. Hatta bir rahmet sayesinde yavrusunu rahatsız etmemek için at (emzirirken) ayağını kaldırır.”
buhari;
Yüce Allah (c.c.) bu bir rahmeti dünyadaki bütün canlılara vermiş, bu rahmeti sayesinde kendisine asi olanları, haram işleyenleri, adam öldürenleri, zina edenler v.b. günahları yapanları da bağışlamış. Bağışlananlardan biri de vahşi b.harbin İslam’a girişi olayıdır.
İbni Abbas anlatıyor:
Allah’ın Resulü(s.a.v.),Hz. Hamza’nın katili vahşi b. Harp’e adam gönderdi. Onu İslam’a davet ediyordu vahşi hz. Peygambere getirildi:
“Ya Muhammed beni nasıl islama davet ediyorsun? Hâlbuki sen adam öldürenin, şirk koşanın, zina edenin azaba duçar olacağını, kıyamette azabını kat kat artıracağını, o korkunç azapta ebedi kalacağını iddia ediyorsun, ben bunların hepsini yaptım. Bana bir kurtuluş yolu var mı " diyerek sordu.Bunun üzerine şu ayet nazil oldu.
“Ancak tövbe eden iman edip yararlı işler yapanlar müstesna; Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok affeden ve merhametlidir.”
__Vahşi:
“Ya Muhammed (ancak tövbe eden iman edip yararlı işler yapanlar )hükmü çok ağır bir şarttır. Belki ben bunu yapamayacağım dedi.
Bunun üzerine yüce Allah
“Allah kendisine şirk koşanları affetmez. Onun dışındaki günahları dilediği kimse için affeder"ayetini indirdi.
Vahşi:
"Ya Muhammed anlıyorum ki bu da Allahın dilemesine bağlıdır. Beni affedip etmeyeceğini bilmiyorum bundan başka şey yok mu" deyince.
“Ey nefislerine zulmeden kullarım Allahın rahmetinden ümit kesmeyin Allah bütün günahları affeder, onun affedici ve merhametli olduğunda şüphe yoktur."
Vahşi:
" şimdi tamam!" Diyerek Müslüman oldu.
Yukarıda ki hadisi şerife baktığımızda yüce Allah yapılan bunca günahlara rağmen af ve mağfiret ettiğine göre af olunmayan günahın olmadığını Allahtan ümidimizi kesmememiz bizden istiyor.
Nitekim Yahya b.Muaz Razi (ra) şöyle söylüyor.
“Allah’ım üzerimize rahmetinden bir tekini indirerek bu tek rahmetle bize İslam olma şerifini bağışladın. Bize yüz rahmetini indirince niçin mağfiretini ummayalım? Allah’ım eğer senin sevabın itaatkârlara ve rahmetin günahkârlara ise ve ben itaatkârlardan değilsem sevabını istiyorum. Günahkârlardan olduğum için rahmetini istiyorum. Allah’ım cenneti yarattın ve orayı dostlarına ziyafet yeri kıldın, buna karşılık kâfirleri oradan mahrum ettin ve meleklerinde oraya muhtaç olmayacak bir özellikte yarattın. Oradan sende müstağni olduğuna göre cenneti bize vermezsen kime vereceksin’’
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ölüm anında korku ile ümidi kalbinde bir araya getiren kula Allah mutlaka umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar.
Allahın rahmeti ve bereketi hepinizin üzerine olsun.(amin.)

14 Ocak 2010 Perşembe

GÜNEŞ IŞIĞI ÖDÜLÜ

Sevgili kardeşim Semra benim blogumu da bu ödüle layık görmüş, kendisine çok teşekkür ediyorum.Benim de bu ödülü 12 blogcu arkadaşa göndermem gerekiyormuş ama benm arkadaş listemde 12 blogcu yok canım.Ben de bütün arkadaş listemdeki blogcu arkadaşlara gönderiyorum.

6 Ocak 2010 Çarşamba

TIĞ İŞİ ŞAL

Şalımız bu:
--Öncelikle uzun bir zincir çekiyoruz.Diğer yumakla ilk zincire sık iğne yapıyoruz.Ve 10 tane zincir yapıp gene sık iğneyle 8-9 zincire batıyoruz.
--Bu şekilde 59 adet yuvacık yapıyoruz.
--Diğer sıraya sık iğne ile geçip ilk yuvanın içine 3lü trabzan yapıyoruz.4 tane zincir çekip bir pıtırcık oluşturuyoruz.Gene 3lü trabzan ......gene 3lü trabzan....gene pıtırcık.Bu şekilde 14 tane trabzan 7 tane pıtırcığımız olacak yuvada.
--5 zincir çekip alt sıradaki 10 lu zincirin tam ortasına boşluğa sık iğne ile sabitliyoruz.5 zincir çekip bu defa diğer yuvanın içine 14 adet trabzana başlıyoruz.
--Bu şekilde 59 adet çiçeğimiz oluşacak.

--Üst sıraya zincirle çıkıp 3 cü pıtırcığa sabitleyeceğiz. 10 zincir çekip baştan 5ci pıtırcığa sabitleyeceğiz.Bu defa 12 zincir çekiyoruz..Bu şekilde sıramızı tamamladıktan sonra çiçeklerimizi oluşturmaya başlayacaz gene.
---Her sırada çiçek sayıları azalacak.
Ben daha yeni başladım.Elimde yarım işler de var.İnşallah bitmişini de eklerim.















KOLAY BEBEK YELEĞİ




29 Aralık 2009 Salı

KIRMIZI PANCAR TURŞUSU


4-5 TANE KIRMIZI PANCAR

4-5 DİŞ SARIMSAK

BİRAZCIK TUZ VE EKŞİ(LİMON,KORUK EKŞİSİ,LİMON TUZU)

2-3 YEMEK KAŞIĞI ZEYTİNYAĞI


Pancarların kabuklarını soyup küçük parçalar halinde doğranır.Üzerini aşacak kadar su dolu tencerede pancarlar yumuşayana kadar haşlanır.Sarımsaklar tuz ile ezilip yağ ile iyice beyaz renk alana kadar çırpılır.üzerine ekşisi ilave edilip karıştırılır.Haşlanmış olan pancarlar ilave edilip bir süre ağzı kapalı olarak dinlendirilir.Daha sonra servis yapılır.Afiyet olsun.

25 Aralık 2009 Cuma

İHLAS VE İKİYÜZLÜLÜK

İki yüzlülük felaket sebebidir
Samimi bir niyete dayanmayan amel ve hareketler, sonunda, yapanlara azâp ve pişmanlıklar verir. Çünkü gösteriş yapmak ve birilerine duyurmak maksadıyla ya da "desinler" diye ortaya konan işlerin, Allah katında zerre kadar bile değeri yoktur.
Böylesine önemli bir meseleyi Peygamberimiz Efendimiz, akla gelebilecek bütün yönleriyle beyan buyurmuşlardır.
İşte, bu beyanlardan biri de şu hadis-i şeriftir. Buyuruluyor ki:
"Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehid düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Cenab-ı Hakk, ona verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar, verildiğini itiraf eder. Allah da ona:
- Peki, bunlara karşılık ne yaptın? buyurur.
- Şehid düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim Ya Rabbî! diye cevap verir.
Allah da ona:
- Yalan söylüyorsun. Sen "babayiğit adam" desinler diye savaştın. Sana babayiğit de dediler, buyurur.
Sonra, Allah emreder, o kişi de yüz üstü cehenneme atılır.
Bundan sonra ilim öğrenmiş ve öğretmiş biri huzura getirilir. Allah, ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve verildiğini itiraf eder. Ona da:
- Peki, bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorulur.
- İlim öğrendim, öğrettim. Senin rızan için Kur'ân okudum, cevabını verir.
Allah ona da:
- Yalan söylüyorsun, Sen "âlim" desinler diye ilim öğrendin. "Ne güzel okuyor" desinler diye Kur'ân okudun. Bunlar da senin hakkında söylendi, buyurur.
Sonra emrolunur, o da yüzüstü cehenneme atılır.
(Daha sonra) Allah'ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir. Allah, verdiği nimetleri ona da hatırlatır. O da hatırlar ve verildiğini itiraf eder. Allah da ona:
- Peki, sen bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorar.
O da:
- Verilmesini sevdiğin, râzı olduğun hiçbir yerden esirgemedim. Sâdece senin rızanı kazanmak için verdim, harcadım, der.
Allah da ona:
- Yalan söylüyorsun. Sen, bütün yaptıklarını "ne cömert adam" desinler diye yaptın. Sana da böyle söylediler, buyurur.
Emrolunur, bu da yüzüstü cehenneme atılır." (Müslim, İmare: 152)

Bu hadiste Efendimiz bizlere, yaptıklarımızı ve söylediklerimizi sadece Allah'ın rızası için yapmamız gerektiğini telkin ediyor. Bu demektir ki; dini, çıkarlarına âlet edenler kimlikleri ve yaptıkları ne olursa olsun, ahirette "yalan söylüyorsun" diye azarlanacak ve cezaya çarptırılmaktan yakalarını kurtaramayacaklardır.

Allah için yapılması gereken iş ve amellere, başkalarının duyması ve alkışlaması gibi maksatların katılması, Allah'ın bilmesi ve râzı olmasıyla yetinilmemesi yaptıklarımızı ve söylediklerimizi boşa çıkarıyor. Çünkü, böyle bir arzu, kişiyi Allah'ın değil çevredekilerin kulu ve kölesi yapar. Meseleyi iyi değerlendirdiğimizde, riyâkârlığın ve gösteriş hastalığının, özellikle ahiretteki mahrumiyetler açısından, ne fena bir hastalık olduğunu kolaylıkla anlamış oluruz.Biz
Müslümanlar ibâdet ve amellerimizde gösteriş ve desinler kaygısından sıyrılıp, yaptıklarımızı "Allah'ın bilmesini yeter görme" seviyesine gelmedikçe, kaliteli bir iman hayatı yaşamamız mümkün olmayacaktır.
İhlâs, her amelin başı ve her türlü kötü duyguların düşmanıdır. Unutmayalım ki, ihlâsımız oranında kazançlıyız...

TAVA BÖREĞİ

Cuma gününüz mübarek olsun arkadaşlar.Aşağıdaki hadisi okuyuınca paylaşmak istedim.

234. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:"Cumâ gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte ne isterse, mutlaka ona verilir."Kesîr radıyallahu anh. Tirmizî.

Allah bizlere sevdiği amelleri işlememizi nasip eder inşallah.

3 yufka
beyaz peynir
tulum peniri
kaşar peyniri
maydanoz
biraz da karabiber

YUFKALARI ISLATMAK İÇİN
1 s.b. süt
2 tane yumurta

Peynirleri bir kaba rendeleyin.Maydanozu da ince olarak doğrayıp peynirle beraber karıştırın.
Yufkaları ıslatacağınız karışım için de 1 s.b süt ile 2 tane yumurtayı iyice çırpın.

1 yufkayı (tavanın genişliğinde) kullanacağınız bi kabın içine serin. 1 tane yufka alıp kabın içine küçük parçalara bölerek yerleştirin.Yufkaları ıslatmak için hazırlanan karışımda kaşık yardımıyla gezdirin.Hazırlanan peynirleri üzerine dökün.Kalan diğer yufkayı da küçük parçalara bölerek serpiştirin.Gene yufkaları ıslatmak için hazırlanan karışımdan kaşık yardımıyla yufkanın üzerine gezdirin.Kabın dışında kalan yufkaları güzelce kapatın.

Tavayı tereyağı ile yağlayıp böreğinizi arkalı önlü pişirin.

Afiyet olsun.

(yufkaları ıslatmak için hazırlanan sostan 2 tava böreği rahatlıkla çıkıyor.)

20 Aralık 2009 Pazar

GÜN ORTASINDA TEHECCÜD

Gece namazı, salihlerin işidir


Farz namazlardan sonra en değerli nafile namazın gece namazı teheccüd olduğu herkesçe bilinen bir hakikattir. Gecenin ihya edilmesi yönündeki en önemli amel de gece namazıdır. Adı gece namazı, teheccüd, gecenin ihyası veya ne olursa olsun teheccüd namazının Allah katındaki değeri çok yüksektir. Günahların affına vesile olması, sahibini günaha girmekten koruması gibi nedenlerden öte gece teheccüdü peygamberlerle anılan bir ibadettir. Salihlerin, velayet yolunda koşanların ibadetidir. Ebu Ümame al-Bahilî radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: 'Gece namazına kalkınız. O sizden önceki salihlerin işidir. Rabbinize yakınlıktır. Kötülükleri örter. Günahları uzaklaştırır.' [Tirmizî, Daavat,101/3549]


Gece namazı olan teheccüdün, bir tarikat mensubu olanlara mahsus, ileri dereceden İslamî bir hayat yaşamak isteyenlere mahsus ibadet çeşitlerinden sanılması şüphesiz hatadır. Bir nafile ibadet olarak teheccüd, Allah'a yakın olmayı uman her mü'min için mühim bir ameldir. Henüz sabah namazını cemaatle eda etme sıkıntısı çekiyor olmamız, gecenin ihyası anlamına gelen teheccüdü yok saymamıza neden olmamalıdır.


Geceyi ihya etme, kalbi paklar


Kalplerimizin körelmesine, dünyevileşme hastalığının bünyemizi istila etmesine karşı yapmamız gereken ilk işlerden biri geceyi ihya etme gayretidir şüphesiz. Allah Teâlâ, kullarına rahmetiyle muamele buyurduğu için hayır yollarının bazılarına alternatifler koymuştur. Birini yapamayanın diğerinden yararlanmasını murat etmiştir. Ticaretinden, sıhhatinden kaynaklanan bir nedenle gece namazını ihya edemeyen o büyük ecirden mahrum olmasın diye 'gece namazının sevabını kazandıran' ameller göstermiştir. Evet, gecenin ortasında kalkıp namaz kılarak geceyi ihya edenin kazandığı ile uyku baskısının olmadığı bir zamanda başka bir ameli yaparak aynı sevabı elde etmek elbette beklenemez. İnsan gözüyle bakıldığında durum böyledir. Bazı insanların, gece namazındaki sevabı kazandıran ve gecenin yarısında uykudan uyanmanın zorluğu gibi bir zorlukla eda edilmeyen ibadetleri kendileri için 'geceyi ihya'dan kurtaran ibadetler olarak görebilir ve bunu suiistimal edebilirler. Şunu bilmekte yarar vardır: İbadetleri ibadet yapan niyettir, ihlâstır. Allah Teâlâ kimin ne özrü bulunduğunu gayet iyi bilmektedir. Neyi neden yaptığımızı bizden iyi bildiğine göre bir aldanma yok demektir. Olsa olsa, kuma başını sokmak olabilir.


Geceyi ihya etmek veya teheccüd namazını kılmak kadar ecir kazandıran ibadetler vardır. Keşke gece ihyasına da muvaffak olsak bunları da yapabilsek! O zaman çift kazanç sağlamış olurduk. Ama geceyi ihya etmeyi beceremiyorsak, işte Allah'ın açtığı yedek kapılar. O kapıları bari kullanalım.


Yatsı ve sabahı cemaatle kılmak gün ortası teheccüddür


Osman bin Affan radıyallahu anhın rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 'Kim yatsıyı cemaatle kılarsa gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim yatsıyı ve sabahı cemaatle kılarsa geceyi ihya etmiş gibidir.' [Ebu Davud, Salât, 48/ 555] (Buradaki lafız ona aittir); [Müslim, Mesacid, 46/1489; Tirmizî, Salât, 51/221] Namazların cemaatle kılınmasına dair yapılan tembihler bir kere daha önümüze konmuş olmaktadır. Ayrıca yatsı ve sabah namazlarının cemaatle kılınmasına karşı münafıkların gösterdiği gevşeklik de dikkate alınmalıdır.


Öğlenin farzından önceki dört rekât gün ortası teheccüddür


Bu dört rekât nafilenin önemi hakkında farklı rivayetlerde farklı müjdeler vardır. Hatta Aişe radıyallahu anha validemiz, bir nedenle farzdan önce bu dört rekâtı kılamaması halinde Peygamber aleyhisselamın farzdan sonra kıldığını bildirmiştir. [Tirmizî, Salat, 200/426] Ancak farzı kılabilecek kadar vakit bulduğu için öğlen namazından önceki bu dört rekât nafileyi kılmaya vakit bulamayanlar, ikindi namazına kadar her hangi bir vakitte kılarak bu büyük ecirden yararlanabilirler. İbni Ebu Şeybe'nin Musannaf'inde bu dört rekât namazın seher namazına muadil olduğu rivayet edilmiştir. (5940)


Her gece yüz ayet okumak gün ortası teheccüddür


Temim ed- Darî radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle rivayet etmiştir: 'Kim bir gecede yüz ayet okursa ona gece ihyası ecri yazılır.' [Ahmed, 17083; ed-Darimî, 3324]


Yüz ayet on dakikadır. Gecenin her hangi bir anında okunabilir. Kur'an'ın her hangi bir yerinden okunabilir. Ezber okunabilir, bakarak okunabilir. Özellikle okunması zorunlu bir yer yok. Bir sebeple gece okuyamayan için de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ikinci müjdesini vermiştir: 'Okumayı adet edindiğini okumayı bir nedenle unutan veya uyuya kalan, sabah namazı ile öğlen namazı arasında onu okursa gece okumuş gibi sevap yazılır ona.' [Müslim, Salatülmüsafirin, 18/ 1742]


Her gece bir şeyler okuyarak yatmak, bir virt edinmek unutulmaması gereken sünnetlerdendir. Böyle biline. Bu ramazan ayını Kur'an hatimleri ile donatıp, on bir ayı Kur'an'sız geçirmekle aynı şey değildir.


Bakara'nın son iki ayeti gün ortası teheccüddür


Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Bakara suresinin son iki ayetini okumayı gecenin yeterli ameli olarak göstermektedir:


'Kim, gece Bakara'nın son iki ayetini okursa onlar ona yeter.' [Buharî, Fadailül-Kur'an, 10/ 5009; Müslim, Salatülmüsafirin, 43/1875] Bu iki ayetin bu denli ecir kazandırması elbette, mü'mine bununla yetinme rehaveti getirmeyecektir. Daha fazlasını kazanma, Allah'a daha yakın olma hedefi hiçbir zaman vazgeçilmez bir hedeftir.


Güzel ahlâk gün ortası teheccüddür


'Mü'min, güzel ahlâkı ile gece oruçlu gündüz namazda olanların derecesini yakalar.' [Ebu Davud, Edeb, 8/4798; Ahmed, 25527] Zira gece namaz kılan uyku arzusunu dizginlemiş ve o imtihanı kazanmıştır. Oruç tutan, yeme hırsını dizginlemiş ve o imtihanı kazanmıştır. Güzel ahlâkta muvaffak olan ise farklı insanların mizaçlarına karşı mü'min kimliğini koruyarak pek çok açıdan nefsinin ve şeytanın tuzaklarına karşı imtihan kazanmıştır. Çünkü ahlâk, insanlarla güzel geçinmek ve onlara eziyet etmemektir. İmandan sonra güzel ahlâk en büyük nimettir. Ahlâk güzelliği Peygamber aleyhisselama yakınlıktır. 'Sizin bana en sevimliniz, kıyamet günü bana meclis olarak en yakınınız ahlâkı en güzel olanlarınızdır.' [Tirmizî, el-Birr, 71/2018]


Dul ve miskinlerle ilgilenmek gün ortası teheccüddür


Ebu Hureyre radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Dul ve yetim için koşuşturan Allah yolunda cihad eden gibidir veya gece namaz kılan gündüz oruç tutan gibidir.' [Buharî, Nefakat,1/5353; Müslim, Zühd, 2/7393] Bireysel olarak veya bir kurumun himayesi altında dullarla ilgilenen veya miskinlerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışanların gecelerin karanlığında namaz kılanlar gibi olduğu sahih hadislerle sabittir. Yeter ki, bu büyük amele riya ve menfaat gibi şaibeler karışmasın.


Bir günlük ribat gün ortası teheccüddür


Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sözü sahih yollarla bize ulaşmıştır. Mü'minlerin cephelerinden bir cephede bir gün ve geceyi ribatta geçirmek, o gecenin ayını oruçla ve gecelerini kıyamla geçirmekten daha hayırlıdır: 'Bir gün ve gece ribat, o ayın oruç ve kıyamından daha hayırlıdır. O ölecek olsa yaptığı amel onun için yazılır, rızkı ona gelir. Kabir azabından emin olur.' Müslim, İmare, 50/4915; Nesaî, Cihad, 39/3168


Peki, ribat nedir? Ribat cephedeki nöbettir. Mü'minlerin cephesi neresi ise orada ribat vardır. Yeter ki ribat için murabıt bulunsun.


Gece namazına niyet gün ortası teheccüddür


'Gece teheccüde kalkmaya niyet ederek yatağına giren biri, uykusu ağır bastığı için sabaha kadar uyur kalırsa, niyeti ona yazılır. Uykusu da rabbinden ona bir sadaka olur.' [Nesaî, Kıyamülleyl, 63/ 1786; İbni Mace, İkametüssalati, 177/ 1344]